Evde Eğitim Etkinlikleri: MONTESSORİ


Çocuklarımızın okuldan uzak kaldığı bugünlerde hatırlamamız ve hakkında bilgi sahibi olmamız gereken kişilerden biri: Maria Montessori.

Yaşadığı dönemde İtalya’da kadınların okuması gereksiz görülmesine rağmen, İtalya’nın ilk kadın doktoru olmuş, Montessori metodunun öncüsü Maria Montessori; çocuklara ve onların eğitimine gönülden değer veren biriydi.

Scuola Ortofrenica Zihinsel Engelliler Okulun’da yönetici olarak Prof. Montesano ile birlikte çalışırken, zihinsel engelin eğitim yüzünden daha da derinleştiğini düşünüyordu ve zihinsel engelli çocuklar için materyaller üretmeye ve bu materyallerle yeni yöntemler denemeye başladı. Montessori’nin eğittiği bir grup zihinsel engelli çocuk, devletin yaptığı sınavda normal olarak kabul edilen çocuklara yakın bir başarı elde etti.



Sırf daha fazla çocuğa faydalı olabilmek adına, kendi çocuğundan vazgeçen Maria Montessori, eğitim tarihinde çok sevdiğim ve takdir ettiğim karakterlerden biri. Akademik açıdan bu kadar başarılı bir bilim insanının, çocuğa diğer yetişkinlerden farklı bir gözle ve saf sevgiyle yaklaşması 1800’lerden günümüze kadar gelen bir metodun da oluşmasına imkan sağlamış.

Bugün Maria Montessori’nin, onca yıllık eğitimi ve tecrübeleri sonucu söylediği sözlerin bize nasıl faydalı olabileceğini ele alıyoruz.


“Oyun çocuğun işidir.”

“Çocukları izledim, onları yakından inceledim ve bana, onlara nasıl öğreteceğimi öğrettiler.”


Teknolojinin hızla ilerlediği, bilgiye ulaşımın kolaylaştığı, yaratıcılığın fark yarattığı çağlardayız. Yetişkinler bile işlerinde daha iyi yerlere gelebilmek için çok çalışmaktan ziyade bir değer yaratmak zorundalar ve bunun için yaratıcılıklarını geliştirecek çalışmalara katılıyorlar. Çocuklardan yaratıcılık adına öğrenecek çok şey var.


  • Günün bir kısmında çocuğunuzla serbest oyun oynayın. Yönergeler vermeyin, oyunu onun kontrol etmesine izin verin. Bırakın o sizi yönlendirsin, o size öğretsin.

  • Çocuk birçok duygusunu oyundaki karakterler aracılığıyla daha rahat yansıtabilir. Bu yüzden çocuğunuzun oyunlarını izlediğinizde, özellikle taklit içeren oyunlarda onun dünyasına dair ipuçları bulacaksınız. Sınıfta bazen öğrencilerimin beni taklit ettikleri bir oyun başlatırım ve kendimi onların gözünden izler, davranışlarıma bu taklitlere göre bir düzen veririm. Oyuncaklardan bir aile kurarak çocuğunuzun anne ya da baba rolünü üstlenmesine müsade edin, siz de çocuk rolünü üstlenin. Bakalım çocuğunuzun gözünden nasıl görünüyorsunuz.

  • Bu durumu oyun terapisi gibi düşünüp çok fazla çıkarım yapmaya çalışmayın. Oyun terapisi, uzmanlar tarafından ele alınması gereken bir çalışma. Çocuğunuzun oyunda gösterdiği şiddet, her zaman şiddete maruz kaldığı anlamına gelmez. Belki yalnızca “Aman çocuk oyun oynuyor, farkında değil haberlerin.” denilerek izlenen akşam haberlerindeki şiddeti de duymuş olabilir.

“Çocuğa, başarabileceğini düşündüğü bir işte asla yardım etmeyin.”

“Eğitim, birinin aktardığı sözleri dinlemekten ziyade, çocuğun içinde bulunduğu koşulları deneyimlemesiyle ilerleyen, doğal bir süreçtir.”

Evde olduğu süreçte çocuğunuzun kendisini yeterli hissetmesini sağlamak çok önemli. Ailesi tarafından her işi yapılan ya da evde yaptıkları takdir edilmeyen, aileleri tarafından yetersiz bulunan çocuklar; ileride bir gruba dahil olabilmek ve arkadaş grubu içinde yeterli hissedebilmek adına zararlı alışkanlıklara başlayabilirler.


  • Ev işlerini bölüşün. Bölüşürken “Kolay olan bu, sen çocuksun, bunu yap.” gibi ifadelerden kaçının. Ona kolay olacak işi veriyorsanız bile bu konuda yardıma ihityacınız olduğunu ve onun yardımının sizin için çok değerli olduğunu hissettirin. Eğer yapmayı sevdiği bir iş varsa, bırakın sevdiği işi yapsın. Burada önemli olan işin yapılması değil, çocuğunuzun gelişimi. Yerleri silmeyi seviyorsa ve bunu yapmak için henüz yeteri değilse bile o sildikten sonra üzerinden geçmeyin.

  • Okulda öğrendiği şeyleri size öğretmesine izin verin. Özellikle ilkokul, ortaokul hatta lise seviyesindeki çocuklarınızla birlikte ders çalışabilirsiniz. Bilgisini takdir edin. Öğrendiklerini size öğretirken hem sizinle iletişimi güçlenecek, hem de kendisi tekrar etmiş olacak. İlgiyle dinlemeye ve onu anlamaya çalışın. Kendi sınırlanızı da keşfedin. Birini en fazla ne kadar süre dinleyebiliyorsunuz? Dikkatiniz dağılınca toplamak için ne yapıyorsunuz? Sıkıldığınızda karşınızdaki anlatan bundan nasıl etkileniyor?


“Dışarıdan yapılan hiçbir müdahale çocuğun odaklanmasına sebep olamaz.”


Maria Montessori’nin bu sözünü, hep hatırlamak dileğiyle.

Sevgiyle Kalın.