GamFed: İnsan doğasına uygun bir yaşam tasarlama serüveni


Tarihte ilk zar ne zaman atılmış olabilir? Bir üniversitenin oyun kulübünde mi? Ortaçağda halka açık bir bahiste mi? Belki de iki kral savaşmamaya ve zar atıp toprakları kimin alacağını görmeye karar vermiştir.



Bilinen en eski zar; M.Ö. 3000 yılına ait, dört kenarlı piramit şeklinde bir Sümer zarıdır. Bu zar, Ur isminde bir masaüstü oyunu ile birlikte tam set halinde bulunmuştur. Yaşam koşullarının şimdi kadar rahat olmadığı böyle bir zamanda çok daha ciddi işlerle meşgul olması gereken insanlar oyunlara mı vakit ayırmışlar?

Günümüzde ve ülkemizde oyun, çocuk ile ilişkilendirilen bir olgudur. Birçok aile oyunu, çocuğun akademik başarısına engel olacak bir unsur olarak görür. Hatta bazen yetişkinler, oyunlardan rahatsız olurlar. Yapacak daha ciddi işleri vardır; ve zaman, oyun gibi gereksiz şeylere harcanamayacak kadar değerlidir.

Ercan Altuğ Yılmaz, TED konuşmasında oyunun nasıl algılandığını gösteren bazı cümlelere yer veriyor:

Oyuna geldik.

Biz burda oyun mu oynuyoruz?

Ben bu oyunu bozarım!

Çocuklar, oyun bitti. Derse geçiyoruz.




Belirli bir yaşa gelen çocuğun artık oyunu ve oyuncağı bırakıp ağır ve ciddi bir yetişkine dönüşmesi gereken bu ortamda işler nasıl ilerliyor? Benim öğrencilerimde gözlemlediğim kadarıyla; ezberci, süreçten öğrenmeyi bilmeyen, anı kaçıran, kendisini tanımayan, sonuç odaklı, takdire ve ödüle bağımlı bir nesil yetişiyor. İnsan doğasına uzak, insan olmaya vakti kalmayan bu neslin yetişkinlik döneminde yapacağı ciddi işlerin nasıl olmasını beklersiniz? Anda kalmayı bilmeyen, güçlü ve zayıf yanlarını bilmeden yetişkin oluvermiş, dış motivasyona bağımlı bir insan manipülasyona da açık olmaz mı? Oyunsuz büyüyen çocuğu manipülasyonlardan, oyunsuz büyüyen bir yetişkini patronunun gözüne girip takdir edilebilmek için iş arkadaşlarının hakkını yemekten nasıl koruyacağız?

Oysa ki oyun, oyunlaştırılmış süreç, çocuğun özgürce kendisi olmayı deneyimlediği, hatalarından öğrenme fırsatı olduğu, akışta olduğu için zamanın nasıl geçtiği anlamadığı,mutlu olduğu yegane alandır.

“Kızım, oğlum yemek hazır haydi eve gel artık. Yarın devam edersiniz oyununuza.”

“Anne yaaa hava kararmadı daha! Biraz daha!”

Burada çocuğun sahip olduğu büyük motivasyonu “Oğlum, kızım bırak hadi test çözmeyi, yemek hazır.” Dediğinizde görebiliyor musunuz? Ancak, çocuk test çözme sürecini kendi içinde bir oyuna çevirmişse mümkün bu.

Peki, neden bu motivasyondan ders alıp hayatımızın farklı alanlarında bu motivasyonu nasıl elde edebileceğimizi araştırmıyoruz?



GamFed yapıyor.

Gönüllü olma sürecini “Bu ciddi bir iş, şimdi size bir sürü iş vereceğiz ve yapanları gönüllümüz olarak alacağız. Haydi bakalım şimdi bir sürü gereksiz evrak dolduruyoruz. Neden? Çünkü öyle. Bu ciddi bir iş. Artık çocuk değilsiniz. Ha, bir de kendinizi 5 yıl içinde nerede görüyorsunuz?” tadında, birçok işe alım ve çalışma sürecinin yönetildiği gibi yapmıyor. Bunun yerine 5 gün boyunca farklı karakter tiplerine hitap eden görevler veriyor.

Okulların, firmaların, ailelerin göz ardı ettiği en önemli motivasyon gerçeklerinden birisi de bu: Herkes aynı şeyle motive olmaz. Herkesi yüksek bir maaş, lezzetli bir çikolata, beğenilmek, takdir görmek, statü sahibi olmak motive etmez. Kimileri kendilerinden daha önemli bir şeyin parçası olmak ister, kimileri yaptığı işin kendilerine anlamlı gelmesi ile motive olur.


Peki, sen nasıl bir oyuncusun?

https://gamified.uk/UserTypeTest2016/user-type-test.php?q=l&lang=tr#.X93sSzFR3IU


Verilen linkten, oyuncu tipini bul ve yorumlara ekle.

Oyuna gönül vermek istersen, GameFed instagram ve YouTube hesabını takip edebilir,

oyunlastirma.co ‘da oyun üzerine yapılmış akademik çalışmalar ve yazılmış kitaplar hakkında bilgiler bulabilirsin.

Eğer oyunlaştırmaya katkıda bulunmak istersen, bir oyun al ve patronuna, bir okula, bir yetişkine, bir çocuğa hediye et.



İçinde oyunla kalman, kendin olabilmen dileğiyle.